Sevr antlaşması boğazların kontrolünü nasıl etkiledi?
I. Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı İmparatorluğu'nu fiilen tasfiye eden Sevr Antlaşması, boğazlar üzerinde kurduğu uluslararası denetim mekanizmasıyla Türk egemenliğini derinden sarsmıştır. İstanbul ve Çanakkale Boğazları'nın askeri tahkimattan arındırılarak yabancı devletlerden oluşan bir komisyona bırakılması, hem stratejik hem de ekonomik açıdan tarihi bir kırılma yaratmıştır.
Sevr Antlaşması ve Boğazların Kontrolüne EtkisiSevr Antlaşması, Osmanlı İmparatorluğu'nun I. Dünya Savaşı sonrasında imzalamak zorunda kaldığı ve fiilen bağımsızlığını kaybetmesine yol açan bir antlaşmadır. 10 Ağustos 1920'de imzalanan bu antlaşma, özellikle boğazların kontrolü konusunda radikal değişiklikler getirmiştir. İşte Sevr Antlaşması'nın boğazların kontrolünü nasıl etkilediğine dair detaylı bir açıklama: Boğazların Uluslararası Kontrol Altına AlınmasıSevr Antlaşması'na göre, İstanbul ve Çanakkale Boğazları, Osmanlı İmparatorluğu'nun egemenliğinden çıkarılarak uluslararası bir komisyonun kontrolüne bırakılmıştır. Bu komisyon, başta İngiltere, Fransa, İtalya ve Japonya olmak üzere galip devletlerin temsilcilerinden oluşuyordu. Boğazlar, "tarafsız bölge" ilan edilmiş ve Osmanlı'nın bu bölgelerde askeri varlık bulundurması kısıtlanmıştır. Boğazlar Komisyonu'nun YetkileriAntlaşma uyarınca kurulan Boğazlar Komisyonu, aşağıdaki yetkilere sahipti:
Bu komisyon, Osmanlı İmparatorluğu'nu tamamen devre dışı bırakarak, boğazların yönetimini uluslararası bir yapıya devretmiştir. Osmanlı İmparatorluğu'nun Egemenlik KaybıBoğazların kontrolünün uluslararası komisyona devredilmesi, Osmanlı İmparatorluğu'nun egemenliğini ciddi şekilde zayıflatmıştır. İstanbul başkent olmasına rağmen, boğazlar üzerindeki askeri ve idari kontrol kaybedilmiş, bu durum Osmanlı'nın siyasi ve ekonomik bağımsızlığını tehlikeye atmıştır. Ayrıca, boğazların güvenliği Osmanlı'nın elinden alınarak, İtilaf Devletleri'nin bölgedeki etkisi artırılmıştır. Askeri KısıtlamalarSevr Antlaşması, Osmanlı İmparatorluğu'nun boğazlar bölgesindeki askeri varlığını da sınırlandırmıştır. Örneğin:
Bu kısıtlamalar, Osmanlı'nın boğazları savunma yeteneğini ortadan kaldırmış ve İstanbul'un güvenliğini tehlikeye atmıştır. Ekonomik ve Ticari EtkilerBoğazların uluslararası kontrol altına alınması, Osmanlı İmparatorluğu'nun ekonomisi üzerinde de olumsuz etkiler yaratmıştır. Boğazlardan geçen ticaret gemilerinden alınan vergiler ve geçiş ücretleri, artık Osmanlı hazinesine değil, Boğazlar Komisyonu'na aktarılmıştır. Bu durum, Osmanlı'nın önemli bir gelir kaynağını kaybetmesine neden olmuştur. Ayrıca, boğazların kontrolünün yabancı devletlerde olması, Osmanlı ticaretinin dışa bağımlı hale gelmesine yol açmıştır. Sevr Antlaşması'nın Geçersiz Kılınması ve Lozan AntlaşmasıSevr Antlaşması, Türk Kurtuluş Savaşı'nın başarıya ulaşması ve 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması ile geçersiz kılınmıştır. Lozan Antlaşması'nda boğazların kontrolü yeniden düzenlenmiş ve Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenliği tanınmıştır. Lozan'da boğazlar, "Boğazlar Sözleşmesi" ile uluslararası bir komisyonun kontrolünde kalmış olsa da, 1936'da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile tamamen Türkiye'nin kontrolüne geçmiştir. SonuçSevr Antlaşması, boğazların kontrolünü Osmanlı İmparatorluğu'ndan alarak uluslararası bir komisyona devretmiş ve Osmanlı'nın egemenliğini büyük ölçüde zayıflatmıştır. Bu durum, askeri, siyasi ve ekonomik açıdan Osmanlı İmparatorluğu için ağır sonuçlar doğurmuştur. Ancak, Türk Kurtuluş Savaşı'nın ardından imzalanan Lozan ve Montrö Antlaşmaları ile boğazların kontrolü Türkiye Cumhuriyeti'ne geri verilmiştir. Sevr Antlaşması'nın boğazlarla ilgili hükümleri, Türk tarihinde "milli mücadele" ruhunun önemini vurgulayan bir dönüm noktası olarak hatırlanmaktadır. |


.webp)
.webp)



.webp)

















.webp)


